SwımRun yarış raporu-Barış Sönmez

Türkiye’nin İlk SwımRun Yarışını Koştuk

7 Mayıs’ta Kilyos’ta Türkiye’nin ilk SwimRun yarışı Ali Rıza Bilal’in organizasyonluğunda gerçekleştirildi. Peki nedir bu SwimRun? 2006 yılında İsveç’te 4 maceraperest arkadaş bir sohbet esnasında: “Şu karşıdaki adaya kadar yüzsek, sonra adayı koşarak geçsek, diğer tarafından yine suya atlasak, bu sefer diğer adaya yüzsek, sonra yine koşsak diğer tarafından ana karaya yüzsek…” iddiasıyla başlamıştır. SwimRun, cross-country parkurda yüzerek ve koşarak yapılan çok etaplı bir yarıştır.

Super Sprint, sprint, regular, long, ultra, multiday mesafelerde koşulan yarışa katılmaz zorunlu. Ancak İtalya’da ve birkaç Avrupa ülkesinde short, basic, half, full ve ultra mesafelerde individual (bireysel) olarak organize ediliyor. Türkiye’de ise sprint (>=20 km) mesafede koşulan ilk SwimRun yarışı 20 takım ile Kilyos, Sarıyer’de yapıldı.

Yarışta her yarışmacının wetsuit, GPS özellikli saat, düdük, bone, el paleti, pullbuoy, bungee cord (çekme kordonu), koşu ayakkabısı kullanması zorunlu ekipmanlar listesinde. Cross-country parkurda yapılan yarışta doğayı kirletmemek adına herhangi bir işaretleme yapılmadığından tüm yarışı saatinize yüklediğiniz rota üzerinden takip ederek koşuyorsunuz. Ayrıca yarış parkuruna doğaya zarar verecek atıklar bırakmanız diskalifiye olma sebeplerinizden. Yarışı full veya shorty wetsuit ile yarışabilirsiniz, ancak koşu etabında full wetsuitler sizi bunaltacağı için bu yarış özel geliştirilen shorty wetsuit kullanmanız tavsiye ediliyor. Bungee cord ise yarış günü yarış direktörünün sudaki dalga durumuna bağlı olarak kaybolmamanız için partneriniz ile bağlanmanızın zorunlu olabileceğini söyleyebilir. Düdük ise yarışta olabilecek herhangi bir sağlık sorunlarında parkurdaki diğer yarışmacıları ve organizatörü uyarmak için kullanılması zorunlu ekipmanlardan, yarış boyunca organizatörden görevliler sadece belirli kontrol noktalarında bulunduğundan bu aşamada yarış kurallarına göre başka bir yarışmacının yardıma ihtiyacı olması durumunda ise yardım etmek zorunlu. Yarış ile ilgili genel kriterleri paylaştıktan sonra şimdi gelelim yarış ile ilgili tecrübelerime 🙂

Sezon öncesi sosyal medyada gördüğüm ve detaylarını araştırdığım bu yarışa katılmak için sabırsızlanıyordum. Ancak şimdiye kadar hiç açık deniz tecrübemin olmaması beni birazcık tereddütlendiriyordu. Ya şimdi ya asla, bir şekilde bu korkumu yenmeliydim. Ancak yarışa bir partner ile katılmak zorunluydu. Triatlon çevresinden tanıdığım arkadaşlarıma katılmak ister misin dediğimde ilk gelen soruları “Ayakkabıyla mı yüzeceğiz? Wetsuit ile mi koşacağız?” oldu, evet başta kulağa biraz çılgınca geliyordu. Çeşitli facebook sayfasından yayınladığım bir bildiri sonrasında Mert yarışmak için kendisinin de partner aradığını yazdı. Yüzme ve koşu derecelerini paylaştığında birlikte derecelerinin bana yakın olduğunu gördüm ve birlikte takım kurmayı teklif ettim. Yarış öncesi 15 Nisan ve 23 Nisan’da diğer yarışmacı arkadaşlar ve organizatör Ali Rıza Bilal ile yaptığımız clinic antremanları ile yarışın simülasyonunu yaptık ve çok eğlendik. Şimdiden yarış için heyecanlanmaya başlamıştık. Yarışın sprint mesafe oluşu ve parkurda herhangi bir gıda takviye alanının olmaması ise herkesi düşündürüyordu. Sert tırmanışların olduğu zorlu parkurda yarış günü havanın 23˚sıcaklıklarda olacağını öğrenmemiz kesinlikle suya ihtiyaç duyacağımızı işaret ediyordu. Ayrıca ARB biraz daha eğlenelim diye parkuru 2km uzattığını söylemesi üzerine herkesin yüzünde güller açmıştı 🙂 Toplam 5 etap yüzecek ve koşacak yaklaşık 20km’lik bir parkuru tamamlayacaktık. ARB yarışın sadece bir noktasında su olacağını söylemesi herkesi birazcık mutlu etmişti. Ancak su istasyonunun tam olarak nerede olacağını bilmediğimizden ben ve Mert yarış içinde ihtiyacımız olan enerji jellerini ve suyumuzu wetsuitimizde taşımaya karar verdik.

7 mayıs günü gelmişti ve her ne kadar yarış öncesi denemelerimizi yapmış olsak da her yarışta olduğu gibi birazcık heyecanlanmıştım. Mert’le birlikte erkenden yarışın expo alanına geldik ve yarış chiplerimizi aldık. Yarış öncesi hatıra fotoğraflarımızı çektirdik, diğer yarışmacı arkadaşlarla yarışın kritiğini yaptık. Dün geceden yağan yağmur nedeniyle yarış sabahı organizasyon ekibin kontrol noktalarına ulaşması zor olduğundan yarışın geç başlayacağını organizasyon öğrendik. Herkesin heyecanı gözlerden okunabiliyordu, daha önce kimse bu tarz bir yarış koşmamıştı. Yarış ilk olarak yüzme etabıyla başlayacaktı. Başlangıç zamanı geldi çatmıştı organizatör ARB’nin yarış öncesi brifinginden sonra hep birlikte start alanına doğru yürüdük. Bu arada brifingte suyun dalgalı olmaması nedeniyle direktör bungee cord kullanma zorunluluğun olmadığını söyledi.

Kilyos, Kumköy sahilde 11:35 ile yarışın startı verildi, 1000m yüzdükten sonra Kilyos sahil boyunca saatimizdeki rotayı takip ederek devam ettik. 1.7km yarı asfalt yarı patika parkurda koştuktan sonra 200m yüzdük. Yüzme etaplarının her birinde görevliler olası boğulma tehlikesine karşı hazır duruyorlardı.

koşuya başlarken partnerim Mert giydiği full wetsuit sıcaktan çok bunaltmıştı ve kalan koşu parkurunun tamamında wetsuiti yarıya kadar indirmek zorunda kalmıştı, diğer full wetsuit giyen arkadaşlar da çıkarmışlardı. Tabi bu konuda daha önce tecrübeli arkadaşlar antremanda giydikleri full wetsuitler yerine shorty wetsuit kullanmayı tercih etmişlerdi. Bende hem antremanda hem de yarışta Orca RS1 model shorty wetsuiti ile yarıştım. Bu yarışta ise Asics Gel-Noosa Tri 11 ayakkabılarımda koşmayı tercih ettim.

koşu etabına kadar iyi gitmemize rağmen 3. koşu etabında partnerimin aşil tendonunda olan rahatsızlığının nüksetmesi nedeniyle yarışın kalan parkurunu yavaş koşmaya ve yarışın keyfini çıkarmaya karar verdik. Sakatlığına rağmen yarış boyunca gösterdiği azminden dolayı partnerim Mert Makinacı’yı tebrik ediyorum. Her ne kadar bazı bölümlerini antremanda koşmuş olsak da yarışta zaman zaman yolu karıştırdık. Yaşadığımız sağlık sorununa rağmen erkek genel klasmanda 14 takım içinden 9. olarak bitirmeyi başardık.

Muhteşem deniz manzarası, yemyeşil doğanın içinde inanılmaz bir rota hazırlanmıştı. 17 Eylül’de Riva’da düzenlenecek olan ikinci yarış için şimdiden sabırsızlanmaya başladım. Yarışa kadar clinic antremanlar ile tekrar bir araya geleceğiz ve yarış öncesi simülasyonlarımızı gerçekleştireceğiz. Böyle bir yarışın Türkiye düzenleniyor olmasından ve bu yarışın ilk katılımcısı olmaktan çok mutluyum. Organizasyon mimarı Ali Rıza Bilal’e bu süreçte ona destek olan eşi Göksu Tugay Bilal’e ve oğlu Atlas’a, Marmara Üniversitesi Spor Gönülleri öğrencilerine, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederim.

 

Related Post
Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir